1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Beşiktaş'ta değişim
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Beşiktaş'ta değişim

A+A-

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman geçen hafta başında televizyon ekranlarına çıktı ve istifa ettiği anlamına gelen, açık biçimde bir konuşma yaptı. Bazı spor yorumcuları "açıkça istifa ettim demedi" filan dediler ama Başkan Orman çok net biçimde "sürecimi tamamladım" dedi. Herkes gibi bizde bu konuşmayı bir istifa olarak algıladık. Ama yanılmışız meğer istifa filan etmemiş. Bazı yöneticiler istifadan vazgeçirmişler deniliyor. Baştan şunu söyleyelim; Fikret Başkan'ın bu kulübe ciddi emekleri geçmiştir. Emek değerli bir kavramdır ve bu emekleri için Sayın Orman'a teşekkür etmeliyiz. Lakin bize göre de artık bırakma zamanı gibi. Çünkü Başkan Orman ciddi bir yıpranma sürecine girmiştir ve daha fazla yıpranmasının hem kendisine hem de Beşiktaş'a daha onulmaz yaralar açma ihtimali yüksektir. Hiç kimseden yıpranma konusunda bu denli bir fedakârlık beklemek hem doğru değildir hem de hak değildir. Sayın Başkanı tanırız. O nedenle Fikret Başkanın istifa etmekle çok doğru ve isabetli bir karar verdiğini düşünmüştük. Mevcut koşullarda adeta bir şart haline gelmiş olan kan değişiminin hem Sayın Başkana hem de camiaya pozitif yansıyacağını değerlendirmiştik. Ancak daha sonra yapılan açıklamalardan ve yeni tavırdan yanıldığımızı anladık.

İhtimaldir ki; Başkan bırakmayabilir ya da son anda yerine yönetimden birini aday gösterebilir. Beşiktaş kulübü Türkiye'nin en köklü ve en eski kulübüdür. Kuruluş yılı resmi kayıtlarda 1903 yazsa da aslında çalışmaların sonuçlandığı yıl 1902 dir. Yani nereden baksanız 116-117 yıllık dev bir çınar, bir tarihtir Beşiktaş kulübü. Bu tarihsel ağırlık içinde kendine özgü bir kültür ve felsefe yapısına sahiptir. Bu yapının gereklerini aşağıda açıklayacağız ama önce mevcut durumu yazalım. Sayın Orman tesisler açısından çok başarılı oldu. Vodafone Park Stadı yapımında en büyük katkıyı koydu. Her ne kadar "kulübün imkânlarıyla denilse de" stadın yapımında devletin desteğini de asla inkâr etmemek lazım. Öte yandan Ümraniye ve Fulya tesisleri yenilendi. 2015-16 sezonunda göçebe gibi farklı statlarda oynarken Beşiktaş şampiyon oldu. 2016-17 sezonunda da şampiyonluğu göğüsledi. Şampiyonlar liginde ilk kez bir Türk takımı grubundan namaglûp lider çıktı. Bu ve benzeri sportif başarılar hep göğsümüzü kabarttı. Bu başarılar için Başkan Orman'a teşekkür etmek gerekir. Ancak Beşiktaş'ta her şeyin futbol takım başarısı demek olmadığı unutuldu. Sorun da burada başladı.

Son iki senedeki hatalar üç başlıkta analiz edilebilir. Birincisi "yönetimsel" hatalar. Yönetimsel hataların başında da mali yapıyı iyi idare edememek geliyor. Şöyle ki; 2012 yılında 480 milyon TL olan borç yükü 2019 da 2.3 milyar TL'ye yükselmiştir. Neden? Borçlanabilirsiniz, ama karşılığında aldığınız o borçla elde ettiğiniz ve o borcu tolere edecek bir yatırımınız, bir malınız olur. Var mıdır, belki vardır. Maliyeti düşük ama verim alınabilen sporcuları bulan yöneticilerin yönetimden uzaklaştırılması da ne denli doğruydu bilemiyoruz. İkinci nokta son iki yılda yapılan "sportif mali" hatalardır. Mali imkânsızlıklar nedeniyle erkek voleybol şubesi donduruldu. Amatör şubelerde bütçe kesintileri yapıldı. Kulüp bünyesindeki ödemelerde yaşanan sorunlar medyada günlük haber konumuna geldi. Örneğin Quaresma gibi Beşiktaş'ta sembol olmuş bir oyuncu; çekim karşılıksız çıktı diye UEFA'ya müracaat etti. Hâlbuki Beşiktaş'ın çeki asla karşılıksız çıkmaz, çıkmamalı. Çünkü Beşiktaş, çeki karşılıksız çıkacak bir camia değildir ve bunu zul addeder. Sportif hataların en önemlisi de genel kanaat olarak futbol takımına seçilen yanlış sporculardır. Birçok kulüp maliyeti düşük ve başarılı futbolcuları almayı becerebilirken, Beşiktaş gibi dev bir kulübün bunu becerememesi şaşırtıcı değil midir? Örneğin; N'Koudu'ya 4 milyon EU bonservis bedeli ödenirken neden Trabzonspor'un 1 milyon bonservis bedeli ile aldığı Ecuban gibi futbolcular bulunup alınmaz?

Az buçuk futbol oynamış biri olarak söyleyelim ki bize göre Ecuban'ın kumaşı N'Koudu'nun kumaşından 3 gömlek daha iyi. Buna benzer birçok hatalı transfer ve yüksek maliyet saymak mümkündür. Bunlar mali yönetim hatası değilse hata nedir acaba? Bu arada Şenol Güneş gibi bir hocadan sonra Abdullah Avcı gibi bir hocanın getirilmesi de bizce çok ciddi bir yanlıştır. Bize göre Avcı Beşiktaş'a uygun bir hoca değildir. Üçüncü önemli nokta da "sosyal" hatalar olarak kaydedilebilir. Şöyle ki; Beşiktaş bir değerler topluluğudur. Değerleri ile Türkiye'ye örnek olmuş, yön vermiş bir camiadır. Beşiktaş'ı yönetenlerin her halleri ile hem Beşiktaş'a hem de Türkiye'ye örnek olmak zorunluluk ve mecburiyetleri vardır. Beşiktaş Başkanlık koltuğuna oturan kişi özel yaşamında arzu ettiği birçok şeyden fedakârlık ve feragat etmeyi baştan kabul etmiş ve bu kabulle görevi almış demektir. Efendim bu kişinin özel hayatıdır filan gibi lafların Beşiktaş başkanlık makamı için bir kıymetiharbiyesi yoktur, olamaz da. Beşiktaş başkanı kim olursa olsun milyonlarca çift gözün her an üzerinde olduğunu bilmek ve tutum ve davranışlarını bu projeksiyon altında sergilemek zorunluluğu vardır. Altını çizerek belirtelim ki; bunları katiyen Sayın Başkan Orman'ın şahsı için söylemiyoruz, Sayın Orman'ı tenzih ederiz, bahsettiğimiz hususlar gelecek olan tüm başkan ve yöneticiler için geçerli genel hususlardır. Örneğin; bir Beşiktaş Başkanı herhangi bir devlet makamını "Beşiktaş Başkanı" sıfatı ile ziyaret ediyorsa mutlaka koyu renk takım elbiseli ve kravatlı olmalıdır. Kot pantolon, kazak ve spor ayakkabısı ile gidemez. Şekilcilik filan deyip geçemezsiniz, tüm dünyanın genel kabul görmüş kurallarıdır bunlar. Beşiktaş Başkanı veya yöneticisi olmasanız bile Beşiktaşlı olmanın en önemli hasletlerinden biri de ahde vefa ve geçmişe saygıdır.

Hiç kimse bugün hayatta olmayan tarihe geçmiş Beşiktaş'ın büyükleri hakkında yanlış ve kötü ifadeler kullanmamalıdır. Bu en azından dinimizin kuralları gereği de böyledir. Rahmete gidenler sadece hayırla ve dua ile anılırlar. Hele bazı hafif kişilik sahiplerinin daha onlar doğmadan Beşiktaş'a simge olmuş büyükleri hakkında olumsuz konuşmaları bile o kişilerin ne kadar Beşiktaşlı olduklarını sorgulamak için yeterli sebeptir. Beşiktaş bugüne kadar değerlerine sahip çıktığı için Beşiktaş olmuştur. Sportif başarılar gelir geçer, şampiyon olup olmamak da çok önemli değildir. En önemli olanı Beşiktaş gibi bir Beşiktaş olabilmektir. Rahmetli efsane Başkanımız Süleyman Seba herkes için mükemmel bir örnektir. Kongre kararı Beşiktaş'ımıza hayırlı olsun. Bilinmelidir ki, Beşiktaş her zaman büyük başkanlar çıkartabilecek güç ve kaynağa sahiptir.

Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar