1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Belirsiz bir gelecek
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Belirsiz bir gelecek

A+A-

    Korona dünyayı belirsiz bir geleceğin içine yuvarladı, şimdi kenara çekildi ve olanları seyrediyor. En riskli olan belirsiz gelecek de dünyanın jandarması ABD için gözüküyor. Gelecek süreçte dünyayı nasıl bir siyasal ve ekonomik görünüm bekliyor belli değil. Tabii ABD başta olmak üzere Rusya, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa gibi başat devletler tarihsel politikalarını sürdürmeye devam etmek isteyeceklerdir ama koşullar buna ne denli imkân verecek orası belli değil. ABD günümüzde Korona'nın korkunç darbesi ile uğraşırken üstüne bir de "sosyal patlama" ile karşı karşıya kaldı.  Gün itibariyle ABD'de 1.831.821 Korona vakası görülürken ölüm sayısı 106 bin kişi olarak kayıtlara geçti. Bu çok büyük bir rakamdır. Zaten çok yüksek bir işsizlik oranının olduğu ABD'de üzerine Korona nedeniyle en az 40 milyon insanın da işsiz kaldığı düşünüldüğünde bugünkü sosyal patlamanın sebebinin sadece polis tarafından öldürülen siyah vatandaş George Floyd olmadığı da açıkça görülür. Çünkü biliyoruz ki ABD'de gelirin yüzde 50'sinden fazlası Rockefeller, Carnegie gibi 10-15 aileye gitmektedir. Dünyada birçok ülkede de bu tür bir gelir dağılımı söz konusudur. ABD'de an itibariyle yaşananlar bu gelirden çok az ya da hiç alamayanların mevcut dağılım düzeninin koruyucusu durumunda olan siyasal güce karşı bir baş kaldırı olarak okunabilir.

Depremden büyük hasar

Virüs ülke ekonomilerine ve küresel ekonomiye öyle bir darbe vurdu ki 10 şiddetindeki bir depremden bile büyük hasar yarattı. Tabii ABD'deki bu tür bir büyük toplumsal başkaldırı birtakım merkezlerin etkilemesi olmadan da gerçekleşemez. Hareket kendiliğinden başlamış yani başıbozuk bir hareket olmasına karşın bazı merkezlerin sahadaki oyuna girmeyeceği de söylenemez. ABD'nin gücünün artık bir sınıra geldiği ve dünya liderliğinin bittiğini ABD medyası da yazıyor. Ama bu ABD'nin bittiği anlamına gelmez. Çünkü ABD gerçekte ne olursa olsun bugün hâlâ en güçlü ekonomiye, en güçlü orduya, en güçlü teknolojiye sahip bir ülke. Dünyanın kaderini belirleyen de tek başına ABD değil. Bu belirsiz gelecekte en önemli sorular şöyle önümüze gelecek ve bunlara cevap arayacağız. Bize göre ABD'de ciddi zafiyetler ortaya çıkmıştır ve Korona sonrası dünyanın karşılaştığı yeni görünüm yeni bir dünya düzeni gerektirebilecektir. Günümüzde ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurduğu uluslararası düzen sona mı erdi yoksa bu düzen onarılarak sürdürülebilir mi? Bizce zor. Çünkü pandemi sürecinde görüldü ki ülkeler böylesi büyük kırılmalarda doğal olarak "önce can sonra canan" demek durumunda kaldılar. Yani "tırnağın varsa kaşırsın başını" durumu. ABD solunum cihazı bulamadı. Çünkü tüm üretimi Çin topraklarındaydı. Bu gerçek, küreselleşmenin sonunu yani neo-liberal ekonomik düzeni sona erdirebilecek ve üretim merkezleri ile tedarik zincirlerinin değişmesine sebep olabilecektir. Milliyetçilik öne çıkabilir, ulus devletler ve sınırlar daha güçlü korunabilir. AB'de de bazı dağılmalar görülebilir. Çünkü pandemi başlangıcında örneğin Almanya'nın "önce can sonra canan" demesi İtalya'ya, İspanya'ya büyük hüsran yaşatmıştır. Öte yandan doların küresel rezerv para olmak özelliği de sarsılabilecek, Çin'in "yuan"ı öne çıkabilecektir. Bu durum Çin'i dünyanın yeni ikinci kutbu yapabilir ve yeni bir "Soğuk Savaş döneminin" başlamasına ciddi bir ivme sağlayabilir. Yeni bir dünya düzeninin kurulması uzunca bir süreç alacağından önümüzdeki kısa ve orta vadede dünyayı bir düzensizliğin belki de bir kaosun beklediğini söylemek yanlış olmaz. Çünkü Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra oluşan stratejik güç boşlukları hâlâ doldurulamadı.  Trump'ın ABD'de olan bu hadiselerden ötürü çok da rahatsız olmadığının hatta memnun olduğunun da altını çizmek lazım. Çünkü Trump seçimlere giderken yaşanan bu kaostan ve çatışma ortamından siyasi olarak nemalanacağını düşünmektedir. Tabii bu çatışmaları ne kadar kontrol edebilir, çatışmalar Trump'ın boyunu da aşarsa "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan da olabilir." 

Kurguladıkları oyundan vazgeçmezler

ABD'deki başkaldırının Avrupa'ya sıçramış olması da çok dikkate değerdir. Burada da başkaldırının temel nedeninin gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğu söylenebilir. ABD'de süregelen sistem özellikle Evangelistlerin menfaatlerini önde tutarak işleyen bir sistemdir. Evangelist yapılar ki içinde Bill Gates'den Rockefeller'lara, Carnegie'lerden Watson'lara, Dupont'lara kadar parayı elinde tutan kişilerin diğer bir deyişle küresel para baronlarının oluşturdukları yapılardır. Bu yapılar kurguladıkları oyundan vazgeçmezler. O bağlamda Orta Doğu'da yürüttükleri faaliyetlerine de devam edeceklerdir. Kendilerine müzahir devletler vasıtası ile hedef devletler üzerindeki amaçlarına ulaşmaya çalışacaklardır. Obama'nın "İklim sözleşmesini" imzalamaya kalkmasına en çok Evangelist yapılar karşı çıkmıştır. Çünkü o anlaşmanın imzalanması demek yani fosil yakıtlar meselesi Suudi Arabistan'ın yok olması demektir. Bu tür yaklaşımlar Orta Doğu'da çatışmaların devamlılığını getirmektedir. Türkiye'nin de bundan etkilenmesi kaçınılmazdır. Örneğin; Türkiye, Libya'da belirleyici güç olmuştur. Bunu New-York Times da yazdı. Bu durum Türkiye ile Rusya'yı Libya'da çıkar çatışmasına getirmiş olsa da asıl çıkar çatışmasının ABD ile olduğu ortadadır. Çünkü Türkiye, Libya ile yaptığı "ekonomik münhasır alan" anlaşması ile ABD'nin de taraf olduğu İsrail-Mısır-GKRK- Yunanistan (Fransa da işin içinde) arasında oluşturulan hattı kesmiştir. Bu ABD'nin hiç istemediği bir durumdur. Türkiye'yi farklı alanlarda köşeye sıkıştırmak, yığınaklanmada ve sıklet merkezinde hataya zorlamak isteyen Emperyal yapı, Suriye'nin kuzeyindeki ABD üssünde PKK ile Barzani'yi uzlaştırırken yine şu sıralar Jeffrey'nin yardımcısı William V. Reobuck sözde general terörist Mazlum Kobani ile hazırladığı metne "Kürdistan" ifadesini koyuyor. Türkiye bütün bu olanları gerçekçi biçimde analiz edip hâl tarzlarını üretebilmek için ivedilikle bir "strateji merkezi-enstitüsü" kurmalı ve devlet birikimi, saha deneyimi olan aksaçlıları da burada görevlendirmelidir. Zira strateji akademisyenlerle oluşturulacak bir kavram değildir. Kitapta yazan başka sahada yaşanan başkadır. Deneyim sahada yaşanarak kazanılır.

Bu yazı toplam 575 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar