1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Barış Pınarları ya da... Kusursuz Fırtına!
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Barış Pınarları ya da... Kusursuz Fırtına!

A+A-

Başlıkta iki tanım var; "Barış Pınarları" Sayın Cumhurbaşkanının olası bir harekâtla ilgili tanımı ki; büyük olasılıkla harekâtın ismi olacak, diğeri "Kusursuz Fırtına" ise bir Amerikalı yetkilinin harekât endişesinden ötürü kullandığı tanım. Aslında ikisi de tam yerinde kullanılmışlar. Geçen yazımızda yazmıştık, artık süre doldu. Yine büyük olasılıkla Türkiye Suriye'nin kuzeyinde bir "Güvenli Bölge" oluşturulmasını kendi imkân ve kabiliyetleri ile gerçekleştirecek. Belki de siz bu yazıyı okurken Türk Ordusu harekâtı başlatmış olacak. Kahraman Türk Ordusunun şimdiden Allah yar ve yardımcısı olsun.

ABD kendi tarihsel emellerini gerçekleştirmek için artık sona yaklaştığını düşünüyor ve uyutma taktiği ile görünüşte Güvenli Bölge'de Türkiye ile ortak kara ve hava devriye görevi icra ediyor. Bunun bir göz boyama işi olduğunu defalarca yazmıştık. Zira bir yandan da daha yeni PKK/PYD'ye 300 TIR dolusu ağır silah gönderdi. Yani Türkiye için de artık filmin sonuna gelindi. Bunu fark eden ABD'nin Türkiye'nin ağır silahlarla destekli kapsamlı bir harekât yapması halinde Türkiye ile çatışmadan çekilebilecekleri başka da bir seçenekleri olmadığı kendilerince ifade ediliyor. İki yıl evvel de, daha evvel de yazmıştık ABD karada asla Türkiye ile karşı karşıya gelmez, ge-le-mez! Tabii birçok riskleri içinde barındırmakla birlikte harekât kararı doğru bir karardır. Ya bu kararı verip PKK/PYD'yi tarihe gömeceksiniz ya da orta vadede vatan topraklarının bazı kesimleri kaybetmeyi bekleyeceksiniz. Vatan toprağı asla kaybedilmeyeceğine göre geriye tek bir yol kalıyor, o da "harekât". Mesele burada salt güvenli bölge oluşturmak değildir. Asıl mesele Türkiye'nin toprak bütünlüğüne kast eden PKK/PYD terör örgütüne bir daha belini doğrultamayacak bir darbe indirmektir.

 Peki Güvenli Bölge nedir? Belirli bir bölgedeki çatışmaları tamamen sonlandırarak güvenli hale getirmek, bölgede yaşayan toplumu korumak ve kollamak maksadıyla silahlı bir güç tarafından kontrol altına alınan bir coğrafi alanı, güvenli bölge olarak tanımlamak mümkündür. Güvenli Bölge tesisi sonucu Türkiye'den oraya göndereceğimiz 5 milyon Suriye vatandaşı demografik yapıyı Kürtler aleyhine çevirmiş olacaktır. Adının Barış Pınarları olacağını tahmin ettiğimiz bu harekâtın alanı 450 km. lik bir hattı içeriyor. Buradaki muhtemel senaryo ne olabilir? Sahada yaşanan gelişmeler, Suriye'de söz sahibi ülkelerin pozisyonları, kabul edilebilecek riskler, mevcut tehditler göz önünde bulundurularak bir senaryo geliştirildiğinde en uygun harekât tarzının muhtemelen aşağıda açıkladığımız gibi olacağı değerlendirilmektedir.

  Türkiye çok isabetli bir kararla Güvenli Bölge'de kendi silahlı gücü dışında bir gücü yani Suudi askerlerini ya da Roj Peşmergelerini kesinlikle kabul etmedi. Avrupa ülkeleri de buraya uzun süreli asker bağlamayı kabul etmedi. Geriye ABD ile Türkiye'nin kuvveti dışında bir seçenek kalmadı. ABD zaten PKK/PYD'nin hamisi ve destekçisi. Bu durumda iş Türk Ordusuna kalıyor. 450 km. lih bir hattı "cephe hattı" olarak açarsanız iki Kolordu'dan daha büyük bir kuvvete ihtiyaç doğar. 450 km. genişliğinde 30 km. derinliğinde bir arazi kesimini tamamen alsanız bile onu elde tutması akıl almaz maliyetlere sebep olur. Çünkü orada bulunan birliklerinizin lojistik desteği bile bir dünya tutar. Bu durumda "Barış Pınarı" denilen cepler oluşturulacaktır. Bu ceplerin derinliği istenen siyasi hedefi sağlayacak büyüklükte olacaktır. Bu cep sektörler manevra kabiliyeti ve ateş gücü çok yüksek birliklerden oluşturulunca gerekli durumlarda ceplerin alanlarının kolayca büyütülmesi de mümkündür. Suriye'nin kuzeyinde birkaç noktada konuşlanacağı değerlendirilen ve bu kapsamda sınırda yığınaklanmaya devam eden TSK'nın belirlenen arazilerdeki hedeflerin hava kuvvetleri ve mevcut ateş destek silahları ile yumuşatılmasını müteakiben Cerablus ve Ayn El Arap arasından, Tel Abyad civarından ve Ceylanpınar karşısında Aziziye bölgesinden girme yapabileceği, TSK'nın ilk etapta giriş yaptığı bölgelerde meskûn mahal bulunmamasına özen gösterebileceği, girmenin yapıldığı bölgelerin araziye göre yeterli derinlik ve genişliğe ulaşabileceği, ABD-Fransız üs bölgelerine yakın bölgelerin seçilmeyeceği bir hal tarzının benimseneceği düşünülmektedir. Askerî açıdan bakıldığında uygulanması için gerekli hazırlıkların yapıldığı ve başarıya ulaşmasının önünde bir engel de bulunmadığı ancak yine de yerine göre PKK ile çatışma ihtimalini de barındıran bir harekât söz konusudur. Çünkü bölgedeki mevut yerleşim yerlerinde PKK terör örgütünce "meskûn mahal muharebesi" için hazırlıkların yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca sınır hattı boyunca mevziiler kazdıkları da söz konusudur. Diğer bir deyişle "hendek çatışmaları". Sonuç itibariyle TSK birliklerinin güvenliği ön planda tutulmak kaydı ile Suriye'nin kuzeyinde ABD destekli PKK terör örgütü eliyle oluşturulmaya çalışılan PKK devletçiğinin önüne geçebilmek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile bozulan koridorun parçalanmasına devam etmek, Fırat'ın doğusunda Suriye kuzeyinde kalan alanın da üçe ya da dörde bölünmesini sağlamak maksadıyla; tüm şartlar bir arada değerlendirilerek, bazı riskler de göz önünde bulundurularak uygulanabilecek en uygun hareket tarzının Suriye kuzeyinde güvenli bölge cepleri teşkil etmek, gelişen şartlara ve zamana göre gerektiğinde bu cepleri büyütmek olduğu değerlendirilmektedir. Peki, düşmanın yani PKK/PYD'nin imkân kabiliyetleri ne olabilir? PKK/PYD terör örgütü TSK unsurlarına pusu, EYP, mahdut çaplı saldırı gibi eylemlerde bulunabilirler. Harekâta paralel olarak yurt içinde kendine müzahir unsurlarla terör eylemlerinde bulunabilirler. Suriye'deki yerel halkı provoke ederek TSK'ya karşı kullanabilirler. Hamisi olan ABD ise S-400 yaptırımlarını devreye sokabilir ve uluslararası toplumda Türkiye'nin aleyhine kararlar çıkartmaya gayret edebilir. Bütün bunlara rağmen PKK terör örgütünün her geçen gün daha fazla silahlandırıldığı, kapasitesinin artırıldığı, daha büyük bir coğrafi alana yayıldığı göz önünde bulundurularak, her durumda PKK terör örgütünün gücünün kırılması ve PKK devletçiği hayalinin önüne geçilebilmesi fırsatı kaçırılmamalıdır.

Allah Kahraman Türk Ordusunu ve Büyük Türk Milletini korusun.

Bu yazı toplam 538 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar