1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Avrupa, bize 'hukuk' kendine 'guguk' der
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa, bize 'hukuk' kendine 'guguk' der

A+A-

Bizler "Yunanistan'daki Türk azınlıklar" denince Batı Trakya'daki Türk azınlığı anlarız. Halbu ki; daha düne kadar bizim topraklarımız olan Yunanistan'da; Batı Trakya'nın haricinde Selanik, Girit ve Onikiada'larda da yoğun bir şekilde Türk nüfus bulunmaktaydı. Bunlardan biri de Rodos ve İstanköy'deki Türklerdi.

Yunanistan; son zamanlarda Rodos ve İstanköy (Kos) adalarında yaşayan Müslüman Türklere ait vakıf mallarına hukuksuzca elkoyuyor.

Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı basın açıklaması yayımlayarak gelişmeler hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.

Başkan Prof. Dr. Kaymakçı gelişmeler hakkında, Yunanistan'ın adayı İtalyanlardan aldığından beri vakıf mallarının, çeşitli hak ihlalleri ile yüz yüze kaldığını belirtti. Türk Müslüman Vakıfları'nın ticari mal varlıkları gibi değerlendirildiğini belirten Kaymakçı, Kiliselerin ise bu tür bir uygulamaya tabi tutulmadığını vurguladı.

Kaymakçı "Geçtiğimiz yıllarda olduğu üzere Rodos ve İstanköy'deki Vakıf İdareleri'nin seçimle belirlenmesi ve Vakıf mallarının soydaşların tercihleri doğrultusunda soydaş toplumun yararına kullanılması yönündeki talebimizdir. Yunanistan'ın ülkesindeki tarihi ve kültürel eserlerin restorasyonunu Vakıfların gelirlerine ve mallarına el koyma karşılığına bağlamaması gerektiğinin ifade etmek isteğindeyiz" dedi.

Adalardaki camilerin durumu ve ibadethane eksikliğine de değinen Kaymakçı, "Rodos ve İstanköy'de camilerin ibadethane olarak tescili konusunun da açıklığa kavuşturulması ve kesinlikle camilere devlet tarafından İmam dayatılmaması, Müslüman Türk Azınlık mensuplarının din görevlisi konusundaki tercihlerinin esas alınması gerekmektedir" dedi.

Rodos İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği ayrıca; Vakıf malları yağmasının durdurulması için Yunanistan Eğitim ve Din Bakanı'na bir mektup yazarak şunları söyledi:

"Derneğimizin amaçları arasında; Rodos, İstanköy ve Onikiadalar'daki Osmanlı Türkleri'nden kalma kültür eserlerini yaşatma, koruma ve restorasyonu için çalışan kurumlara yardımcı olma, Rodos, İstanköy ve Onikiadalar'daki miras hakları dahil, her türlü kültürel haklarını koruma için girişimlerde bulunma gibi konular sayılabilir.

Derneğimiz, bu amaçlara ulaşmak için; sosyal ve kültürel  çalışmalarda bulunmaktadır. Çalışmalarımızı gerçekleştirirken amaçlarımızdan birinin de Türk ve Yunan halkları arasında dostluk ve işbirliğinin geliştirilmesine yardımcı olmak olduğuna inanmaktayız. Bu bağlamda her iki ülke arasında dostluğun sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi dileğimizdir.

Bu mektubu kaleme almamın birçok nedeni var. Bunlardan birincisi, Rodos ve İstanköy Türklüğü'nün sorunları hakkında bilgilendirmektir. Bunlar arasında; vatandaşlık ve kültürel kimliğin korunması sorunu, din ve ibadet sorunu, kimi marjinal grupların yarattığı nefret ve baskı ortamı sorunu, Osmanlı mimarisinin korunması sorunu ve Vakıflar sorunu ile adalardan göç ederek Türkiye'ye yerleşen soydaşlarımızın geride bıraktıkları ve haksız iktisabata uğrayan gayrimenkul sorunları gibi konular sayılabilir.

İkincisi, Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi'nde 1964 yılında kapanan Rum İlkokulu'nun yeniden açılması konusunda görüşümüze koşut olarak Rodos ve İstanköy'deki okullarda Türkçe öğrenme hakkının verilmesi isteğini dile getirmektir. Dernek olarak, Gökçeada'da yaşayan Rum asıllı Türk vatandaşlarımız için okulun açılmasını memnuniyetle karşılıyor ve bir insanlık hakkının yerine getirilmesi açısından yerinde  buluyoruz.

Bu bağlamda, Rodos'ta var olan Türk Okulu'nun da yeniden açılması da dileğimizdir. Bildiğiniz gibi, Rodos'taki Türk Okulu, 1972 yılında gerekçesiz kapatılmıştı. Bu tarihten itibaren Rodos ve İstanköy'deki Türk çocukları kendi anadillerini öğrenmekten mahrum bırakılmıştır. Üstelik, Gökçeada'dan farklı olarak adalarda yaşayan binlerce Türk vardır ve onların önemli isteklerinden birisi, çocuklarının anadillerini öğrenmeleridir.

Üçüncüsü ise güncel bir konudur.Geçtiğimiz yıllarda olduğu üzere Rodos ve İstanköy'deki Vakıf İdareleri'nin seçimle belirlenmesi ve Vakıf mallarının soydaşların tercihleri doğrultusunda soydaş toplumun yararına kullanılması yönündeki talebimizdir. Yunanistan'ın ülkesindeki tarihi ve kültürel eserlerin  restorasyonunu Vakıfların gelirlerine ve mallarına el koyma karşılığına bağlamaması gerektiğinin  ifade etmek isteğindeyiz.

Bu konunun  en yeni, ancak en olumsuz örneğini bilgilerinize sunmak isteriz. İstanköy Vakıf İdaresi'nin, İstanköy Defterdar İbrahim Efendi Camisi'nin restorasyonu için kullanılacağını ileri sürdüğü Vakfa ait 34 dönüm arazinin satışından elde edilen gelirin nasıl kullanacağı konusudur.

İstanköy Vakıf Yönetimi, ilk başlangıçta   restorasyon çalışmalarını belirli bir aşamaya getirmiş olduğunu ve projeyi Arkeolojik Eserler İdaresi'nin onayına sunduğunu belirtmiş olmakla birlikte  gelinen aşamada restorasyon projesini  Vakıf malları karşılığında Belediye'ye devretmeye karar vermiş bulunmaktadır.

Yunan makamlarının restorasyon karşılığında Vakıf gelirlerine el koymasının ve nihai aşamada da bilabedel bir Vakıf malı ile ödüllendirilmesinin ne şekilde anlaşılması gerektiği ve  İstanköy Vakıf İdaresi'nin süresi ve tutarı belirli olmayan bir anlaşma dahilinde Vakıf gelirlerini Belediye'ye hangi yetki dahilinde ve hangi şartlarda tahsis ettiği  açıklanması gereken bir konu olarak ortadadır.

Sayın Bakan,

Sonuç olarak; Yunanistan Yönetimi'nin Rodos  ve İstanköy Türkleri'nin; 1913 Atina Antlaşması, 1920 Yunan Sevri ve 1947 Paris Antlaşması... gibi uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş  hakları yanında  Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı,Birleşmiş Milletler ve Yunanistan Anayasası'nca 4.,5.,11.,12.,13.,14.,20.,24.ve 25. maddelerince belirlenmiş kültürel haklarının  sağlanması konusunda gerekli düzenlemeleri yapacağına inancımızı yenilemek isteriz."

Ne diyelim; özgürlük şampiyonu Avrupa Birliği'nin üyesi, Batı'nın şımarık çocuğu Yunanistan; ne hak dinliyor, ne de hukuk... Batı bize geldi mi "hukuk", kendi üyelerine gelince "guguk" diyor...

Bu yazı toplam 312 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar