1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Artık sabrımızın sonuna geldik
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Artık sabrımızın sonuna geldik

A+A-

Türkiye; İdlib'te Esad rejimi tarafından düzenlenen hain saldırıda 34 askerimizin şehit edilmesinden sonra bazı tedbirler aldı. Bu tedbirlerden biri de Türkiye göçmenlere Avrupa kapılarını açtı. Bu haberi ilk olarak uluslararası, Reuters haber ajansı dünyaya; "Üst düzey bir Türk yetkili, verdiği demeçte, Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin artık karadan ve denizden Avrupa'ya ulaşmasını durdurmamaya karar verdik" diyerek dünyaya duyuruyordu. Daha sonra bunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da resmen açıklayacaktı.

Erdoğan'ın bu açıklamasından sonra dünya kamuoyu başta Suriyeliler olmak üzere göçmen sorununa dikkat kesildi. Birleşmiş Milletler'e bağlı Ekonomik ve Sosyal İşler Organizasyonu (DESA), yayınladığı son raporda dünyadaki mülteci ve göçmen sayısının 272 milyon kişiye ulaştığını açıklayacaktı.

DESA raporuna göre dünyada mülteci nüfus artışı oranı genel nüfus artışının önüne geçmişti. Rapora göre dünya nüfusunun 2000 yılında yüzde 2,8'ini oluşturan mülteci ve göçmen nüfusunun dünya nüfusuna oranı 2019 yılına gelindiğine yüzde 3,5'e yükselmişti.

DESA raporunda, Türkiye'deki mülteci ve göçmen toplam sayısının 2019 yılına gelindiğinde 5 milyon 678 bin 800 kişiye ulaştığı bunun çok büyük bir bölümünün de Suriye'de yaşanan iç savaştan Türkiye'ye kaçan mülteciler olduğuna dikkat çekiliyordu.

Türkiye, bir yerde sınır kapılarını açmakta mecbur kalmıştı. Bunu da İletişim Başkanı Fahrettin Altun açıklıyordu. Altun sosyal medya hesabından İngilizce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanıyordu:

"Ülkemizde bulunan Suriyelilere 'geçici koruma' uygulamaya devam etmekteyiz. Suriyeli kardeşlerimizden ülkeyi terk etmeleri istenmedi. Kalmak isterlerse kalabilirler. Gitmek isterlerse de gidebilirler.

Sadece mültecilerin Türkiye'den ayrılmasını engellememe yönünde bir politika değişikliğine gittik. Kaynaklarımızın ve personel sayımızın kısıtlı olduğu göz önüne alındığında, Avrupa'ya göç etmek isteyen mültecileri önlemeye çalışmaktansa, Suriye'den daha fazla mülteci gelmesi olasılığına karşılık kendimizi hazırlıyoruz.

Bu politika değişikliğini müteakip bazı mülteciler Türkiye'den ayrılmaya karar verdi. Son birkaç gün içerisinde Avrupa'ya gitmek üzere Türkiye'den ayrılan mülteci sayısı 80 bin 888 oldu. Bu sayı önümüzdeki günlerde artış gösterebilir.

Türkiye İdlib'den daha fazla mülteci kabul edemez. Bununla birlikte 'düzensiz göç akışı'na karşı hazırlıklarımızı yapıyoruz. Avrupa ve diğer ülkeler, bu muazzam zorluk karşısında derhal harekete geçmelidir. Bütün bunları kendi başımıza yapmamız beklenemez.

Türkiye, savaştan, yıkımdan ve kaostan kaçan 3 milyon 700 bin Suriyeli mülteciyi barındırıyor. Millî kaynaklarımızı, Türk halkının cömertliği sayesinde kardeşlerimize yardım etmek için harcamış olmakla gurur duyuyoruz. Ancak ne yazık ki uluslararası toplum bizi bu zorluk karşısında yalnız bırakmıştır.

Başta AB olmak üzere, müttefiklerimizin çoğu, siyasi ve insani yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle bu yükü bizimle paylaşmıyorlar. İdlib'de ve Suriye'nin başka bölgelerinde insani felaketin yaşanmasını önleme girişimlerimizde kayda değer hiçbir yardım almıyoruz.

İdlib'deki 'çatışmasızlık bölgesi'nin amacı, bölgedeki 4 milyon sivilin zulme ve katliama uğramasını önlemekti. Amacımız Esed rejiminin 'etnik temizlik' yapmasının ve 'savaş suçları' işlemesinin önüne geçmek ve daha fazla insanın yerlerinden edilmesini ve nihayetinde de daha fazla mülteciyle karşı karşıya kalınmasını engellemekti. Maalesef bu mücadelede yalnız bırakıldık.

Bu yük ciddi anlamda paylaşılmadığı sürece daha fazla mülteci kabul edebilecek durumda olmadığımızı defaatle söyledik. AB'ye ve ABD'ye çağrı yaparak, güvenli bölge oluşturulmasını istedik ki bu bölgeyi şimdi kendi başımıza oluşturuyoruz. Müttefiklerimizden yeteri kadar destek görmemiş olmamız çok üzücü!

Bizim çağrılarımız görmezden gelindikten, verilen sözler tutulmadıktan ve askerlerimiz sahada hedef alındıktan sonra havada kalan sözler ve verilmeyen destek karşısında daha fazla sabrımız kalmadı. Milyonlarca yerlerinden edilmiş insanın ve mültecinin nedense yalnızca bizim sorunumuz olduğu şeklindeki tutumu artık kabul edemeyiz.

Suriye'deki insani acılar, benzeri görülmemiş boyutlardaki yerlerinden edilme ve göç sorunu sadece bizim değil, bölgenin, Avrupa'nın ve bütün dünyanın sorunudur. Ciddi ve sağlam bir iş birliğine açığız ve elimizden geleni yapacağız ancak başkalarının da ellerinden geleni yapması gerekiyor."

Evet İletişim Başkanı Fahrettin Altun Bey'in dediği gibi artık sabrımızın sonuna geldik.

Bu yazı toplam 452 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar