Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Arsada güzel

A+A-

Buenos Aires'de akıl hastanesi yakınlarında boş bir alanda,

Birkaç sarışın çocuk ayaklarıyla topa vuruyorlardı.

"Bunlar kim yahu?" diye sordu başka bir çocuk.

"Deli bunlar", diye yanıtladı babası, "İngiliz deliler."

Gazeteci Juan Jose de Soiza Reily, bu çocukluk anısını hatırladı. Futbol ilk zamanlarda Rio de la Plata'da delilerin oyunu gibi görülüyordu.

Futbol oralarda deliler oyunu gibi görünürken, uzak ve yalnız ülkemde ise 19. Yüzyılın son çeyreğinde futbol oynanmaya başlandı. İzmir ve Selanik şehirlerinde başladı futbol ateşi. İzmir'de ikamet eden La Fontaine ailesi ve ileri gelenleri kentteki diğer İngiliz ailelerle birlikte "Bournabat Football and Rugby Club" adıyla kulüp kurarlar.

La Fontaine ailesinden James La Fontaine 1889'da İstanbul'a yerleşince futbol, İstanbul'da da ön plana çıkmaya başlar.

Kadıköy, Moda'da gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının futbol oynamalarıyla İstanbul Kuşdili çayırına ve mesire yerlerine giden ailelerin eğlencesi haline gelir. II. Abdülhamid dönemi sıkı denetim altında tutulur futbol, ama tüm denetlemelere rağmen Kuşdili, Göksu ve Küçüksu çayırı adeta futbol sahalarına döner.

Gayrimüslimlerin futbol ateşini yakmalarıyla birlikte Türkler de futbola yakınlık gösterirler.

Dönemin önemli gazetecilerinden Burhan Felek yabancı uyruklu ve gayrimüslimler arasındaki oynanan maçların Türkler tarafına yansımasını;

"Ziya Bey bir gün kahve halkına, yani bize bir haber verdi:

Aman efendim, Kuşdili Çayırı'nda İngilizler bir top oynuyorlar görülecek şey, bir Pazar gidip görelim.

Haberi aldığımızın ertesi Pazar günü babamla beraber Kuşdili'ne gittik ki kıyamet. Yani o zamana göre birkaç bin kişi var. Kuşdili Çayırı, adı üstünde bir açık çayırdı. Ne giriş parası var, ne bilet. Yalnız halkın oyun sahasına girmemesi için futbol sahası ölçülerinden ikişer metre kadar geniş köşelere yuvaları evvelden hazırlanmış demir kazıklara gerilen çelik halat tel gerilmiş.

İlk oyun Moda Kulübü ile Kadıköy Kulübü arasında imiş. Modalılar arasında sonradan Fenerbahçe Kulübü'nde şöhret olan Bahriyeli Fuat Bey vardı. Fuat Bey galiba sol açık oynardı. Sahanın dört bir tarafını halk sarmıştı. Daha iyi seyretmek için, açık fayton arabası tutup üstünde oyun seyredenler de vardı. Bu futbolu ilk görüşümdür. Tarihi 1906'ya denk düşer."

Futbol denilen ateş tüm dünyada olduğu bizlerin de yüreğinin orta yerine düşer bir arsada, çayırda...

Futbol oralarda güzeldir çünkü içinde maddiyat yoktur, maddiyatın olmadığı yerde rekabet sadece sahadaki oyunda kalır. Sahadaki temaşa keyif verir, seyredene ve oynayana.

Sonra işin tadı kaçar açıkçası, çünkü arsadan borsaya taşınır futbol.

Futbolcuların emeklerinin sömürülmemesi için sendikalaşma yolunu tutan, çaba gösteren sahadaki son gladyatör Metin Kurt, kendisi ve tüm arkadaşlarının haklarını savunma pahasına takımdan ve sahalardan uzaklaştırılmak istenir, kimi zaman bu isteğin sahipleri başarılı olurlar ama futbol denilen ateşin düştüğü, aşka dönüştüğü, renklerin ve armaların farklılığına rağmen ortak sevdada buluşanların gönlüne Metin Kurt'un "futbol borsada değil, arsada güzel" sözü unutulmamak üzere yazılır.

Halk arasında söylenen "para adamı bozar" sözü, sadece adamı değil, futbolu da bozdu ve tamir edecek ustası yok!

Her şey arsada başladı sonsuz bir umut ve istekle ve yeşil çimlere gömüldü bir daha eski güzelliklerin yaşanmaması üzerine.

Geçmiş olsun efenim...

Bu yazı toplam 432 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar