1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Amerikan Baharı
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Amerikan Baharı

A+A-

ABD, “baharları” seven bir ülkedir. Emperyal Yapı’nın gereği ve hedefi olarak Güney Amerika’dan, Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya tüm dünyaya “bahar” götürmekte pek mahirdir. Son örneği milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, kan ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmeyen “Arap Baharı”dır. Tunus, Libya, Mısır, Suriye ve Irak hafızalarda çok canlıdır. Hele Irak’ta ABD yalanlar üzerine kurulu bir senaryo ile “demokrasi getiriyorum” demiş, hem Irak’ı fiilen üçe bölmüş hem de 1 milyondan fazla masum insanın ölümüne sebep olmuştur. E, hani denir ya Büyük Allah’ın sopası yok, işte adama böyle “Amerikan Baharını” yaşatıverir ve ne olduğunu gösterir. 06 Ocak 2021’de ABD’de Trump yanlıları tarafından basılan Kongre Binası “Capitol” tarihinde bir ilki yaşadı. ABD tarihinde düşünülmeyen bir olay gerçekleşti. Zira Amerikan halkı 1861-1865 yılları arasında yaşanan Kuzey-Güney savaşından beri ilk defa böylesine “karpuz gibi ortasından” ikiye ayrılmış, kutuplaşmış ve birbirine düşmanca bakmaya başlamıştı.

ULUSAL KİMLİK!

ABD’de vatandaşların ABD’ye bağlılığı çok önemlidir. ABD’de onlarca etnik kökenden insan yaşamaktadır. Ama nerelisin diye sorduğunuzda etnik kökeni ile cevap vermeden yani “İspanyol’um, Çinliyim, İrlandalıyım ya da Ürdünlüyüm vb.” demeden önce  “Amerikalıyım” der sonra kökenini söyler. Yani ulusal kimliği olan “Amerikalı” olmak birinci sıradadır. Bu denli ulusal kimliğin öne çıkabildiği ve tüm dünyaya demokrasi havariliği yapan ABD’de yaşanan “Kongre Baskını” ABD’nin karizmasını yerle bir etmiştir. Ancak ABD’de sistem “kişilerin üzerine” değil “kurumların üzerine” kuruludur. Nitekim yeni Başkan Joe Biden baskın sonrasında şunları söyledi “Hiçbir Başkan hukukun üstünde değildir ve Savcılar Başkana değil hukuka ve yasalara bağlıdırlar. Önce adalet, hukuk ve demokrasi gerekiyor. Trump demokratik kurumlara saldırdı, özgür basını hedef aldı. Hiçbir başkan kral değildir. Kongre saldırısı Amerikan tarihinin en karanlık günlerinden biri oldu.”  ABD basınınca kendi çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen, ilkesiz, yalancı bir kişiliğe sahip olduğu yazılan Trump son tahlilde büyük bir hata yaptı ve kendisini destekleyen taraftarlarına “Başkentte 6 Ocak günü büyük protesto var. Orada olun, vahşice olacak.” diyerek Washington’a çağırdı. Neticede Trump taraftarları ellerinde silahlarla Washington’da oldular ve Kongreyi bastılar, 5 kişinin ölümüne sebep oldular. Burada “Amerikan Devlet Aklı” (Amerikan Derin Devleti) çok soğukkanlı davrandı. Devlet gücü, elinde silah ile ateş açan göstericilere ateşle karşılık verse idi o göstericilerin tamamını imha edebilirdi ama yapmadı ve doğru olanı yaparak sükûnetini korudu. Bir müddet sonra Trump da pabucun pahalı olduğunu anlayınca göstericilere “eve dönün” çağrısı yaptı. Aynı Trump göstericileri sokağa döktükten sonrasında ailesi ile olayları ekrandan keyifli bir biçimde izlediği esnada, danışmanlarından Guilfoyle “Doğru olanı yapacak cesaretiniz olsun. Savaşın.” diye dans ediyorken Trump “Şiddet eylemlerine karışanlar bunun bedelini ödeyecekler.” dedi ve işin içinden çıkıverdi. İşte “Amerikan Baharı” da böyle bir şey herhalde.

HALKIN İRADESİ

Yerleşmiş, köklü demokrasilerde demokrasiyi yaşatan kurumlar ve kurumların birikmiş gelenekleridir. Demokrasiye saldırı ABD Başkanından bile gelmiş olsa kurumlar karşı durdu ve büyük bir çatışmanın hatta bir iç savaşın yaşanmasına izin vermedi. Kurumlar dedi ki “meşru olmayan bir yola girerseniz siz de Başkan ile birlikte yargılanırsınız.” Bunun üzerine Başkan Yardımcısı Mike Pence “demokrasi” dedi ve Trump’a destek vermedi. Ticaret Bakanı, Eğitim Bakanı, Beyaz Saray danışmanları birer birer istifalarını açıkladılar. Zira demokrasilerde halkın iradesinin üstünde bir irade yoktur, hiçbir vesayet de kabul edilemez. Yine demokrasilerde kanuni olmak başka, hukuki olmak başka ancak meşru olmak çok daha başkadır.

 Peki, Biden seçildi de Türkiye için iyi mi oldu? Bizce hayır. Ha, Trump tekrar seçilmiş olsa idi Türkiye için iyi mi olacaktı? O da hayır. Nitekim tam giderayak CAATSA yaptırımlarını devreye sokmaktan çekinmedi. Çünkü ABD’de her ne kadar demokrasinin esas olduğu sıkça ifade edilse de gerçekte Başkanların dış politik kararlarda ancak yüzde 5 gibi bir etkisi vardır. Altını çizerek belirtelim, ABD’nin emperyal hedeflerini belirleyen yüz yıllık dış politikasının ana omurgası asla değişmez, hiçbir başkan tarafından da değiştirilemez. Bir istisna J.F. Kennedy oldu, sonu çok üzücü idi. O nedenle Biden’in de Türkiye için hayırlı olacağını düşünmek saflık olur. Trump da öyle idi. Zira ABD’de devlet politikalarının belirlenmesinde “Kurumlar” esas ağırlığı teşkil ederler. Emperyal kararlarda ABD Başkanının etkisi yüzde 5 iken Pentagon’un etkisi yüzde 40 gibi, Dışişlerinin etkisi yüzde 30 gibi, CIA’nın etkisi yüzde 30 gibi ağırlıklıdır ki zaten bu kurumların ortak bileşke noktası olarak da Kamala Harris seçilmiş görünüyor. İpler perdenin arkasında Harris’de olacak bizce. O nedenle ABD’de dış politik hedefler hemen hiç değişmez, sadece hedeflere ulaşma metotları zamanın ruhuna göre yeniden şekillendirilir. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne en büyük tehdit ABD ve İsrail tarafından Suriye’nin kuzeyinde kurulması için büyük gayret sarf edilen “Garnizon Kürt Devleti”dir. E, Trump 4 yıllık başkanlığı süresince buradaki PYD/PKK teröristlerine 20 bin TIR dolusu silah yollamadı mı? ABD’li askerler 60 bin civarında PYD/PKK teröristini eğitmedi mi? Aynı yolun Biden tarafından da izleneceğine hiç kuşku duyulmasın. Hani derler ya Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir diye, burada Pazartesiden belli. Zira YPG’yi silahlandıran Brett McGurk’un Jeo Biden’in ulusal güvenlik ekibinde üst düzey bir göreve getirilmesi bekleniyor. McGurk, Biden yönetiminde Orta Doğu ve Afrika’dan sorumlu olacakmış. McGurk Amerikan yönetiminin Suriye politikasını sahada şekillendiren kişi. PKK’lı terörist sözde “komutanlardan” plaket alıp veren biri. Yani sözün kısası Biden ile de Türkiye olarak epeyce sıkıntılarımız olacak. Kongre baskını olayı ABD’yi dünyaya karşı “sen kendi çöpüne bak” konumuna düşürmüştür ama “emperyal hedeflerinde” en küçük bir değişiklik oluşturacağını hiç düşünmüyoruz. 

Bu yazı toplam 595 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar