1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. ABD ve Rusya petrol Türkiye kan derdinde
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

ABD ve Rusya petrol Türkiye kan derdinde

A+A-

Sizlere "İdlib'de neler oluyor?" başlıklı yazımda, yedi Mehmetçiğimiz ile bir sivil görevlimizin, Suriye Rejim Güçleri tarafından niçin şehit edildiklerini anlatmıştım. Yine bu yazımda "ABD ile Rusya arasında gizli bir Suriye anlaşması"nın ipuçlarını verip, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Viktoroviç Lavrov'un Anadolu Ajansı muhabirine verdiği, "ABD ile bugün herhangi bir anlaşmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Türkiye ile Rusya arasında Soçi'de varılan mutabakat muhtırası dışında gizli anlaşmalara bakmak için herhangi bir neden görmüyorum" dediğini aktarmıştım. Ardından da "Gerçek acaba Lavrov'un dediği gibi mi?" diye sormuştum. Gelin bu gerçeği birlikte araştıralım:

*) 15 Ekim 2019: ABD askerleri Menbiç'ten çekilirken, Rus ve Suriye rejiminin bayraklarını taşıyan askeri araçlar Menbiç'e girdi.

*) 16 Ekim 2019: ABD'nin çekildiği askeri üsler, Rusya destekli Suriye ordusunun kontrolü altına alındı. ABD'nin çekildiği Menbiç, Tabka, Ayn İsa ve Resulayn'ın güneyine ve Haseke'nin kırsalında bulunan Tel Tamir gibi kritik yerlerde Suriye askerleri ve Rus güçleri konuşlandı.

*) 19 Ekim 2019: ABD askerleri, Kobani'den çekilirken, Şam rejiminin askerleri ve Rus güçleri ile karşılaştı.

ABD ile Rusya, neredeyse karşılıklı olarak doldur - boşalt yapıyor. ABD'nin çekildiği yerlere eşzamanlı olarak Rus askerleri ile birlikte Esad rejiminin askerleri giriyor. Hem de neredeyse aynı ordunun iki ayrı birliğinin devir teslim töreni gerçekleştirmesi gibi.

İsmini vermek istemeyen bir yetkili de bu konuda şunları söylüyor: "2016 yılında ABD ile Rusya arasında bizden gizli ayrı bir anlaşma olduğunu anlıyoruz. Zaten sahada yaptıkları uygulama da bunu gösteriyor. Suriye'yi paylaşmışlar." dediğini aktarmıştım.

Lavrov istediği gibi, "Türkiye ile Rusya arasında Soçi'de varılan mutabakat muhtırası dışında gizli anlaşmalara bakmak için herhangi bir neden görmüyorum" derse desin; ancak tutumlar, davranışlar ve olaylar bunun aksini gösteriyor.

İçsavaşın başladığı 2011 yılının başından beri Suriye'de ABD etkindi. 30 Eylül 2015 tarihine kadar bu böyle sürdü. Tam da ABD'nin etkin olduğu bir dönemde Rusya, Şam tarafından Suriye'ye davet edildi. Artık bu bölgede ABD tek başına değildi. Sonunda birbirlerinin çıkarlarına dokunmama kararı aldılar. Artık ABD ile Rusya'nın Suriye'de birlikte hareket edecekleri önemli noktalar olacaktı. Bunun başında "Esad'la devam" kararı vardı. Sonra da

"IŞİD'le mücadele" ve yerine göre "YPG kartının kullanılması". En önemli madde ise sona kalmıştı: "Petrolün paylaşımı".

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, bu paylaşımı doğrulayıp şunları söyleyecekti: "Yaptığımız görüşmelerde anladık ki ABD ve Rusya'nın asıl derdi petrol. ABD, Deyrizor'u bırakmak istemedi, Rusya ise Kamışlı'yı. Çünkü her iki yerde de zengin petrol yatakları var. Kamışlı'daki petrol rezervi, Türkiye'nin kullandığı petrolün yüzde 50'si kadar. Her iki ülke de bu petrolü bırakmak istemiyor. Görüşmelerde ABD yetkilileri, 'Petrol yataklarının DEAŞ'ın eline geçmesini istemiyoruz' dedi. Her iki ülke de diğer konuları önemsemediler". Yani sizin anlayacağınız; biz kan denizinde boğulurken, ABD ve Rusya petrol denizinde yüzmenin derdindeydi.

İdlib ve çevresinde bu oyunlar oynanırken, satranç tahtasının başka yerinde de benzer oyunlar oynanıyordu. Bir zamanların CIA Başkanı, şimdilerin de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bir zamanlar Sovyetler Birliği'nin arka bahçesi olan ülkeleri birbir ziyaret ediyor, onlarla çeşitli anlaşmalar peşinde koşuyordu. Mike Pompeo'nun ilk durağı Kazakistan'dı. Ardında da ver elini Minsk...

Minsk'te Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yu kabul etti. Lukaşenko, Pompeo ile başkent Minsk'teki görüşmesinin basına açık kısmındaki konuşmasında, bir araya gelmekten dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. ABD yetkilileriyle istihbarat kanalları üzerinden önceden operasyon düzenlediklerini aktaran Lukaşenko, "Belarus sınırında nükleer silah malzemelerini Batı'ya götürmeye çalışan şahısları hep birlikte ele geçirmiştik. Nükleer silahların yayılmasıyla mücadelede kısa da olsa ortak bir geçmişimiz var" diyecekti.

Lukaşenko, Pompeo ile ikili ilişkilere ilişkin bütün konuları ele almaya hazır olduğunu vurgulayarak, "Belarus istikrar ve barış için her zaman çalışmaya hazır" ifadesini kullanıyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo da iki ülke arasındaki ilişkilerin önemine işaret ederek, Belarus'un Rusya ve ABD arasında seçim yapmasını istemediklerine dikkati çekiyordu.

2008'den bu yana ABD'nin Minsk'te büyükelçisinin bulunmadığına işaret eden Pompeo, "Yakın zamanda büyükelçimizi atayacağız. Büyükelçi buraya gelecek ve ekonomik gelişiminizi sağlamak için çalıştığımızı göreceksiniz" diye konuşuyordu.

Pompeo'nun konuşmasındaki; "Belarus'un Rusya ve ABD arasında seçim yapmasını istemiyoruz" sözleri bir hayli dikkat çekiciydi. Sanki ABD - Rus ortaklığının tescili gibiydi. Pompeo, Kazakistan'da da benzer bir tutum takınmıştı. Buna karşılık Moskova bütün bu olanları duymamazlıktan geliyordu.

Bu yazı toplam 479 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar