1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. ABD-PKK/PYD iş birliği tam gaz gidiyor
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

ABD-PKK/PYD iş birliği tam gaz gidiyor

A+A-

Memleketçe takıldık bir İstanbul seçimine gidiyoruz. Neyse ki az kaldı, bitiyor. Zira biz seçim meçim filan derken atı alanlar Üsküdar'ı geçiyor, hatta geçti bile. Önümüzdeki en büyük sorun olan Doğu Akdeniz'deki Ekonomik Münhasır Alanımızla ilgili vehameti geçen yazımızda yazmıştık. Bu yazımızda da en az o kadar önemli ve vahim olan Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeleri analiz edeceğiz. Son 20 yılda ABD ile Türkiye arasında önemli kırılmalar yaşandı. Bunların başında 1 Mart Tezkeresi ve sonrasında da Süleymaniye'deki 'Çuval' olayı gelir. Bu hadiselerden sonra her iki ülke de ne kadar müttefik olurlarsa olsunlar dost değildirler artık. Nitekim önceleri ABD Türkiye'ye karşı hasmane tavrını gizliden gizliye sürdürmeye devam etmiş, el altından Türkiye'nin altını oymayı görev edinmiştir. Son yıllarda ise bu durum artık aleni hale gelmiştir. 2007'deki PKK'nın Dağlıca saldırısının arkasında ABD olduğunu bugün herkes biliyor. PKK tüm bilgileri ABD'nin İHA'larından almıştı. Tabii o dönemde yine ABD'nin içimizde besleyip büyüttüğü vatan haini FETÖ'cülerin ihanetlerini de unutmamak lazım.

Sovyetlerin dağılması sonrası NATO'nun işlevini yitirmesi NATO'yu ABD'nin kullanılır alanı haline getirdi. O nedenle ABD için NATO'nun Türkiye'ye ihtiyacı Soğuk Savaş dönemine göre önemli ölçüde azaldı. ABD'nin Orta Doğu enerji bölgelerindeki iştah ve arzusu NATO üyesi olmasına rağmen Türkiye'yi hasmane konuma koymakta tereddüt etmedi. Zaten Başkan Wilson'un 1918'de tanımladığı bir Orta Doğu vardı ve ABD'nin bu konudaki politikası o dönemden günümüze hiç değişmedi. Türkiye'ye karşı duyulan bu hasmane tutum artık NATO'da etkinliklerin değişmesinden ötürü gün yüzüne çıktı ve alenileşti hepsi o kadar. Türkiye 1984'den beri PKK terörü ile mücadele ediyor. Bu mücadelede binlerce şehit verdik. PKK'nın gayesinin Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu'nu kopartmak olduğu herkesçe biliniyor. ABD'nin de GOP nedeniyle Orta Doğu'da sınırları değiştirme hedefi ABD ile PKK'yı aynı hedefte buluşturmuş ve ABD'nin PKK'yı taşeron olarak kullanmasını sağlamıştır.

Günümüzde PKK Suriye'de PYD ismi ile sahada bulunmakta ve dünya kamuoyu algısını pozitifte tutmak için Suriye Demokratik Güçleri gibi bir isimleme ile sahtekârlığını devam ettirmektedir. Türkiye terörle mücadele konusunda da yalnız kalmış bir ülke durumundadır. Zira PKK/PYD (SGD) ABD tarafından tüm dünyaya Suriye'de DAEŞ ile mücadele eden müttefikleri olarak deklare edilmiştir. Peki, bugün DAEŞ diye bir örgütün etkinliği kalmış mıdır? Hayır. Büyük kısmı dağıldı, başka yerlere gitti. O halde ABD'nin PKK/PYD'ye halen devam eden yüzlerce TIR dolusu ağır silah desteği niye? Cevap basit. Çünkü hedef Türkiye! ABD, Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD ile bir Kürt koridoru oluşturmak istedi. Türkiye bekasına yönelik bu tehdidi önce Fırat Kalkanı sonra da Zeytin Dalı Operasyonları ile keserek şimdilik önlemiş oldu. Lakin Fırat'ın doğusu yani Sincar bölgesi PKK/PYD'nin kontrolünde ve sürekli silah yığınağı yapılıyor. Sayın Erdoğan çok uzun zamandan beri "Fırat'ın doğusunu da PKK/PYD teröristlerinden mutlaka temizleyeceğiz, bir gece ansızın gelebiliriz." diyerek defalarca dünyaya ilan etti. Ancak bugüne değin Fırat'ın doğusuna TSK'nın bir hamlesi olmadı. ABD buradaki PKK/PYD teröristlerini korumak için Suriye'den asker çekeceğini ilan etmesine rağmen çekmediği gibi yeni üsler kurdu ve PKK'ya kalkan oluşturdu.

Her fırsatta PKK/PYD teröristleri ile ABD'li sivil-asker üst düzey yetkililer dünya basınına birlikte fotoğraf vererek teröristlerin yöneticilerini ve terör örgütünü meşrulaştırma yolunu seçtiler. 2018'de CENTCOM Komutanı Orgeneral Joseph Votel Suriye'de terörist başı Azad Simi ile poz verirken bugün de ABD'nin Suriye Özel Temsilcilerinden William Roebuck yanındaki üst düzey görevlilerle birlikte teröristlerle dünya basının önüne çıkıyor. Çıkmasından da öte PKK/PYD terör örgütünün işgalinde olan bölgeyi işaret ederek "Suriye'deki Amerikan güçleri olarak özerk yönetimle ilişkileri güçlendirmek istiyoruz" diyerek PKK/PYD terör örgütünün "özerk bölge" kurmasını onaylamış ve kabul etmiş oluyor. Türkiye'nin bu konudaki sürekli söylemi ise "Asla bir Kürt özerk bölgesi kabul edilemez. Bu durum Türkiye'nin bekasına doğrudan ve büyük bir tehdittir. Türkiye buna asla izin veremez." Hadi buyrun bakalım. Öte yandan bu konuda Türkiye öylesine yalnız ki, sırf "Müslümandırlar" diye yakın geçmişte son derece samimi durduğumuz Suudi Arabistan bile bugün Orta Doğu'daki en büyük Türkiye düşmanlarının başında geliyor ve Suudi Körfez Bakanı Tamer El Sabbah ABD'li yetkililerle birlikte PKK/PYD terör örgütünü ziyaret ederek bölgedeki Arap aşiretlerinden terör örgütüne destek vermelerini istiyor. Demek ki uluslararası ilişkilerin Müslümanlıkla, dinle filan bir alakası yokmuş. Yani her Müslümanım diyen Türkiye'nin dostu değildir. Uluslararası ilişkiler dönemseldir ve yalnızca "milletlerin çıkarları" üzerine kurulur. Özetle söylemek gerekirse tıpkı Doğu Akdeniz'de Münhasır Ekonomik Bölgemizi ilan etmekte geç kaldığımız gibi Fırat'ın doğusuna da müdahalede geç kaldığımızda "atı alanın Üsküdar'ı geçmesi" çok kuvvetli ihtimaldir diye değerlendirilebilir. S-400'leri de düşününce anlaşılan o ki Temmuz ayı, ortalama sıcaklıkların çok daha üzerinde sıcak geçecek.

Bu yazı toplam 558 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar