1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3.  34 şehidimiz ve FSİ
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

 34 şehidimiz ve FSİ

A+A-

Geçen perşembe günü İdlib'de şahadet mertebesine ulaşan 34 kahraman vatan evladımıza Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun. Milletimizin başı sağolsun. Savaş dünyadaki en ciddi iştir. Tarih göstermiştir ki Türk Ordusu da dünyada bunu en iyi başaran güçtür. Türk Ordusunun ST kodlu talimnamelerinde de yazdığı üzere Harp Akademisi'nde bir askerî harekâtın icrası sırasında her operasyon için (tatbikatlar bile dâhil) Faaliyet Sonu İncelemesi (FSİ) dediğimiz çalışmanın yapılması öğretilir. FSİ'nin amacı o operasyon sırasında ne tür gayretler doğrudur, ne tür gayretler hatalı olmuştur, neler eksiktir, karargâh subaylarınca bunlar irdelenir ve FSİ olarak komutana arz edilir. Bunun amacı bidayetteki bir harekâtta benzer sorunların yaşanmaması, faydalı doğru gayretlerin ise geliştirilmesidir. Savaşın askerî süreci şöyle gerçekleşir. Siyasi irade ülkenin millî menfaatleri doğrultusunda elde etmek istediği hedeflere diplomatik yollarla ulaşamazsa askerî güç kullanmaya karar verir ve TBMM'den aldığı yetki doğrultusunda bu konuda yazılı bir "siyasi direktif" hazırlar. Hazırlanan bu direktif siyasi irade tarafından Genelkurmay Başkanlığına emir olarak iletilir. Siyasi direktifi alan Genelkurmay Başkanlığı söz konusu harekât için "Askerî Direktif"ini hazırlar. Askerî direktif kısa bir emirden ibarettir. Bu askerî direktife dayanarak tüm ilgili Kuvvet Komutanlıkları "Harekât Durum Muhakemesi" dediğimiz çalışmayı yaparlar ve bu çalışma sonunda bir "ana ast birliğe" yani Ordu Komutanlığına verilecek "Harekât Emri" denilen emirlerini hazırlarlar. Bu işlem üst birlikten en ast birliğe kadar yapılır. Tabii Kuvvet çapında bir Komutan Harekât Durum Muhakemesi ve Harekât Emri stratejik seviyede ve çok kapsamlı iken Tabur ya da Bölük seviyesindeki bir birliğin bu işlemi "Taktik seviyede" ve daha basit biçimde hazırlanır.

 İdlib bölgesindeki harekâtımızı yürüten ana üst birlik 2'nci Ordu Komutanlığımızdır. Bu harekâtın "Komutan Harekât Durum Muhakemesi" 2'nci Ordu Komutanlığınca yapılmış olması gerekir. Harekât Durum Muhakemesi bazı maddelerden oluşur. Ana maddeleri şöyledir; Durum, Vazife, Düşman İmkân Kabiliyetleri, Kendi İmkân ve Kabiliyetlerimiz, Her iki tarafın muhtemel hareket tarzları ve tahlili, Her iki tarafın hareket tarzlarının mukayesesi, Değerlendirme ve Sonuç. Bu durum muhakemelerinde hem düşmanın hem de kendimizin imkân kabiliyetleri ile mukayeseli üstünlükleri kıyaslanır. Özellikle Düşman İmkân Kabiliyetlerinin bilinmesi çok önemlidir. 2500 yıl evvel dünyanın en büyük stratejistlerinden bir olarak kabul edilen Sun-Tzu şöyle der; "Hem kendini hem düşmanı biliyorsan zafer kazanırsın, kendini biliyor düşmanı bilmiyorsan başarın yarıdan azdır, hem düşmanı hem de kendini bilmiyorsan mağlubiyet kaçınılmazdır." Bu bakımdan istihbarat çok önemlidir. Nihayette bu durum muhakemesi sonucu Komutan kararını verir ve "Harekât Emrini" yayınlar. Birlikler bu harekât emri doğrultusunda vazifelerini icra ederler.

Hava Şemsiyesi ve Kep Görevi

 İdlib'de bir Kolordu çapında birliğimizin yığınaklandığı TV yayınlarında da ifade edildi. 33 askerimizin şahadeti üs bölgemize gitmekte olan bir konvoyumuzun ve üs bölgemizin düşman hava kuvvetlerince vurulması ile gerçekleşmiştir. Bu zayiatımızın olmaması için konvoyumuzun intikali sırasında bir "Hava Şemsiyesi" yapılması gerekliydi ama Rusya, İdlib bölgesini Hava Kuvvetlerimize kapattığı için şemsiye görevini yapamadık. Bir birliğin emniyetli intikali için Hava Kuvvetlerimizce yüksek irtifada yapılan koruma görevine "Hava Şemsiyesi", Kara Kuvvetleri silahlı helikopterleri ile alçak irtifada yapılana da "Kep Görevi" denir. Hava şemsiyesi özellikle dar alanda bir yığınaklanma bölgesi için hayati elzemdedir. İdlib Bölgesinde yığınaklanmamız yüksek seviyededir. Düşman Hava Kuvvetlerinin hedefi olmamak ya da en aza indirmek için dağılma ve yayılma temel esaslardan biridir. Öte yandan Suriye hava taarruzu sırasında ciddi şehit vermemizin bir nedeni de "Türk Silahlı Kuvvetleri Sıhhi Tahliye ve Tedavi Zinciri"mizin olmaması olarak değerlendirilebilir. Asker Hastaneleri ve Askerî Hekimlik bir lüks ya da bir ayrıcalık değildir, "askerî tahliye zincirinin" bir ayağıdır. Birinci hatta yaralanan bir asker sıhhiye erlerince hemen gerideki "yaralı toplama noktasına" buradan da "sıhhi tahliye ve tedavi noktasına" getirilir. Birliğin askerî hekimi ve sıhhiyeciler ilk müdahaleyi yapar. Yarası ağır olan asker cephe hattına 10 km. mesafede olan tam donanımlı "Sahra Sıhhiye Hastanesine" sevk edilir. Burada ameliyatı yapılabiliyorsa yapılır yapılamıyorsa "Yurt İçi Hastanesine" tahliye edilir. Burada en önemli nokta muharebe sahasındaki hekimlerin "harp cerrahisi" ve "harp psikiyatrisi" uzmanlar olmalarıdır ve bu hekimler özel ihtisas alırlar, sivildeki hekimlerin bu ihtisası yoktur. Bazen yaralıyı hayatta tutabilmek için bir tükenmez kalemden geçici olarak soluk borusu yapmak durumunda kalırlar. Bu harekât bize "askerî hekimliğin ve asker hastanelerinin" tekrar hayata geçirilmesi gerektiğini de göstermiştir. Çünkü İdlib'den Reyhanlı'ya ya da Hatay'a kadar 80 km. mesafe vardır ve Ruslar ambulansların bile seyrine izin vermemişlerdir.

İsabetli karar

Öte yandan bir harekâtta Elektronik Harp Tedbirleri (EHT) gereği ana üst birlik ile irtibat uydu telsizleri ile yapılır ve sadece birlik komutanı konuşabilir. Zira düşman dinleme yapmaktadır. Cep telefonları filan kullanılmaz. Düşman hemen kestirme yapar ve yerinizi tespit ederek hava kuvvetleri ile ya da topçu silahları ile sizi vurur. Başlayan "Bahar Kalkanı Harekâtı"nda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin başlangıçta Nayrap ve Minnak hava üslerini yerli-millî SİHA'larımız ile vurması çok isabetli bir karardır. Kendi uçaklarımızı harekât alanına sokamıyorsak yapılacak iş düşman Hava Kuvvetlerinin kalkışına da mani ol prensibini işletmektir. Türk Hava Kuvvetlerimizin yaptığı olağanüstü işleri duymak bizi onurlandırdı. Hatay üstünde harekât devriyesinde olan iki F-16'mız ile sahadaki dronlarımız kendi radarlarında iki Suriye SU-24 uçağının birliklerimize taarruz edeceğini fark ediyorlar. Derhal millî KORAL Elektronik Destek ve Elektronik Taarruz Sistemi devreye giriyor ve Suriye Hava Savunma Sisteminin radarlarını felç ederek F-16'larımıza gedik açıyor. F-16'larımız anında düşman hava sahasına giriyor ve iki düşman uçağını imha ederek birliklerimizi koruyor, geri dönüyor. Bu mükemmel bir hava harekâtıdır ve dünyada yapabilecek bir başka ordu yoktur. Kahraman pilotlarımızı yürekten kutlarız. Bahar Kalkanı Harekâtı'nı yazmaya devam edeceğiz.

Allah kahraman Mehmetçiğimizin yar ve yardımcısı olsun

Bu yazı toplam 594 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar