1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı ve Günümüz -2-
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı ve Günümüz -2-

A+A-

Kıbrıs Barış Harekatı'yla ilgili yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Türkiye'nin çatısını kapatmak için istediği Patriotları vermeyen ABD, S-400'leri aldığımız için şimdi bize yaptırım uygulayacağını açıklıyor. E, almayıp ne yapacaktık? Önüne gelen açık damdan evin içine mi girsin? Bugün CFR dâhil tüm ABD karar vericileri "Türkiye artık dost ve müttefik değil. Ne dost, ne düşman" diyorlar. Bizce biraz da diplomatik nezaketten dolayı bu ifade. Çünkü ABD net bir biçimde Türkiye'yi hasım olarak görüyor. Velhasılı kelam yarım yüzyıl evvel ne ise bugün de aynı, değişen bir şey yok. Peki, günümüzde geldiğimiz bu koşullarda bizim hiç mi hatamız yok? Eh, var tabii hem de oldukça fazla. En başta dış politikayı iç politikaya karıştırdık. Hâlbuki büyük ülkelerde dış politika siyasetin değil devletin politikasıdır ve hangi hükümet gelirse gelsin değişmez, millî menfaatler hep birinci sıradadır. Orta Doğu'da lider olacağız dedik ama tersine Orta Doğu'daki tüm devletler ile papaz olduk. Orta Doğu'da Arap devletlerinin iç meselelerine karıştık. Rusya'nın uçağını vurduk, Suriye'de namaz kılmaya kalktık. Ergenekon, Balyoz gibi sahtekârlıklarla binlerce yıllık muhteşem Türk Ordusunun geleneklerini, sistemini alt üst ettik. Hırpalanmasına neden olduk. Ne olduğumuzu ne olmadığımızı bilemedik. Örneğin küresel güç değilken küresel güç rolüne soyunduk. S-400'leri alarak son derece doğru bir iş yaptık. Ancak bir kısım medyamız S-400'leri aldık, küresel güç olduk manşeti atıyorlar. Hâlbuki küresel güç, sahip olduğu imkânları ile dünyanın birkaç bölgesini eş zamanlı olarak kendi çıkarlarına göre biçimlendirme ve bu bölgelerde kendine avantajlı jeopolitik dengeleri kurabilme yeteneğine sahip olan ülke anlamına gelmektedir. Bunun için "dahiyane stratejik derinliklere ve değerli yalnızlıklara" değil;

"*Üretim, pazar ve ihracat yetenekleri ile küresel çapta gelişmiş bir ekonomik yapı, üretimde ve ihracatta küresel sıralamada üstünlük, küresel ekonomiyi etkileme ve yönlendirme kapasitesi, küresel ekonomik kurumlarda etkinlik;

*Enerji ve stratejik ham madde üretim kapasitesi veya  bu kaynaklara tahditsiz erişim, deniz ticaret yollarını ve enerji ulaştırma hatlarını kontrol yeteneği;

*Güçlü bir finansal sistem, küresel finansı ve küresel finans merkezlerini etkileme yeteneği, küresel ticarette kullanılan ve itibar gören para birimi;

*Üstün savunma teknolojisi üreten savunma sanayi alt yapısı ile desteklenen, nükleer caydırıcı yeteneğe sahip, aynı zamanda deniz aşırı iki cephede aynı anda harekat icra edebilecek askerî güç ve bu gücü deniz aşırı bölgelere ulaştırabilecek stratejik intikal yeteneği;

*Üstün teknoloji üretme ve kullanma yetenek ve kapasitesi, bu alanda küresel üstünlük;

*Tüm kurumları ile güçlü bir devlet yapısı, devlet kurumlarında stratejik vizyon geliştirme ve uygulama yeteneği;

*Deneyimli ve etkin diplomatik altyapı ile yumuşak gücü (soft power) küresel amaçlarla kullanma yeteneği;

*Avantajlı jeopolitik konum, küresel güç mücadelesinde etkinlik, küresel ve bölgesel güçleri etkileme ve dengeleme yeteneği;

*Birleşmiş Milletler ve benzeri uluslararası kurumlarda etkinlik, gerektiğinde siyasi ve askeri koalisyonlar oluşturarak güç artırma yeteneği;

*Evrensel kültürel yapı, küresel kültürel etkinlik;

*Eğitimli ve genç nüfus, sağlam demografik yapı;

*Uzay yarışında üstünlük; uzayı, deniz ve hava ulaştırma yollarını ve siber ortamı tahditsiz kullanma ve denetleme yeteneği" gibi çok sayıda mukayeseli üstünlüklere sahip olmak gerekir.

Kriterlere bakıldığında Türkiye'nin hâlihazırda küresel güç olarak tanımlanması mümkün değildir. Türkiye ancak bir bölgesel güç olarak nitelenebilir. Küresel güç olmayı istemek başka küresel güç olduğunu ifade etmek başka şeydir. Küresel güç olmadan küresel güç rolü oynamaya kalkmak özellikle ABD'nin bizden beklediği tavırdır ve sonuçları çok üzücü olabilir. Çünkü başta ABD olmak üzere İngiltere'nin, AB'nin yarım asır evvelki hakkımızdaki düşüncesi ne ise bugün de aynıdır. Onların cephesinde değişen bir şey yok. Öyle S-400 filan almakla küresel güç olunmuyor.

Şu atasözümüzü de kendimize sıkça hatırlatalım; sen seni bil sen seni, bilmez isen sen seni patlatırlar enseni. Hiçbir devletin Türkiye'nin ensesini patlatmaya kalkmasına izin vermeyelim. (BİTTİ)

Bu yazı toplam 489 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar