1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. 12 mil hazırlığı mı?
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

12 mil hazırlığı mı?

A+A-

ABD yapacağı işlerin genel stratejisini daha önce tüm dünya ile paylaşıyor, tam icra aşamasına geçtiğinde sürekli yalan söyleyerek herkesi kandırma yoluna gidiyor. Bugün yaptıklarını, yapmaya devam ettiklerini defalarca "Yeni Dünya Düzeni" adı altında önceden deklare etti. BOP (sonrasında GOP) da bu büyük stratejik planın bir parçasıydı. Şimdi ABD giderek ana hedefinin yani Türkiye'nin etrafında yoğunlaşıyor ve çemberi giderek daraltıyor. Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD sözde Kürt Devletinin kurulma aşamasında önemli mesafe kaydetti. Halen de yüzlerce TIR dolusu ağır silahı PKK/PYD'ye vermeye devam ediyor. Ayrıca ABD'li subaylar tarafından da sürekli eğitim veriliyor. Öte yandan Trump tüm dünyaya "Suriye'den çekileceğiz." diye açıklama yapmışken birden vazgeçiyor ve tersine oraya da yeni askerî üsler kurarak takviye ediyor.

Bir dönem Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bir çok yetkili ağız "Fırat'ın doğusu yani Sincar bölgesinde tek PKK/PYD'li terörist kalmayacak. Bir gece ansızın gelebiliriz." diyordu. ABD orada bu teröristlere kalkan oldu ve artık pek ses çıkmıyor. Sayın Bahçeli de "Fırat'ın doğusuna ne zaman harekat yapılacak, bunu bekliyoruz." diyor. Ama görünen o ki bu biraz zor. Daha Membiç'i bile halledemedik. ABD'lilerle birlikte Membiç'in etrafında birkaç devriye turu attık o kadar. Güneyimizde Doğu Akdeniz'de "hidrokarbon yatakları" nedeniyle su altında kızılca kıyamet kopuyor. Su yüzüne çıktığında neler olacağını düşünmek bile istemiyoruz. Tapusu bizde olan coğrafyamız nedeniyle en büyük "ekonomik münhasır alan" da bize ait, Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi gereğince buradaki hidrokarbon yani gaz ve petrol yatakları da bize ait. Şimdi bütün mesele en doğal hakkımız olan bu tapulu malımızı bize yedirmemek ve üstüne çökmek. E, sorarım şimdi tapulu arsamıza gecekondu yapılmasına izin verecek miyiz? Tabii ki hayır. Biz bunu böyle düşünüyorsak ABD ve Emperyal Batı da düşünüyor tabii. Peki, ne yapıyorlar? Suriye'den çekiliyorlar derken şimdi tersine Yunanistan'a da üs kuruyorlar. Hem de sınırımızın Edirne'nin 60 km. ötesine Dedeağaç'a yani Alexandroupoli'ye. Yani ABD güneyimizden sonra batıdan da kuşatıyor. ABD 6 gün önce donanmaya ait bir gemi ile 2 bin asker, 700 araç, muhtelif ekipmanları içeren çok sayıda konteyneri Dedeağaç limanına çıkardı. Gerekçe olarak da bu personel, araç ve gereçlerin 3-24 Haziran tarihleri arasında yapılacak olan Çok Uluslu Saber Guardian tatbikatı gösterildi. Tatbikata Romanya, Bulgaristan ve Macaristan'ın da katılacağı ifade ediliyor.

Genel bir kuraldır; ülkeler arasındaki gerginlik dönemlerinde hep askerî tatbikatlar yapılır. Siyasi yollardan ihtilaflar çözülmediği zaman da devam eden askerî tatbikat kolayca bir sıcak savaşa evrilir. ABD ile Türkiye arasında S-400 krizi başta olmak üzere Kuzey Suriye, Doğu Akdeniz gibi ciddi ihtilaflar var. Peki, bu ihtilaflar var diye ABD ile hemen savaşa mı gireceğiz? Tabii ki hayır. Her şeyden önce hem ABD hem de Türkiye NATO üyesi olup aynı ittifakın ortaklarıdır. O halde tehlike nerede? İşte davulun güm dediği yer tam da burası. Yani tatbikat için ABD bula bula Edirne sınırına 60 km. mesafedeki Dedeağaç'ı mı buldu? Hayır. O halde neden Dedeağaç? Dedeağaç çok bilinçli seçilmiş bir "kritik arazi arızasıdır." Bize göre "ABD, Yunanistan'a karasularını 12 mile çıkarttıracak da ondan Dedeağaç".

Asıl maksat Türk Donanmasının Doğu Akdeniz'e inmesini ve Türkiye'nin orada petrol ve gaz aramasını önlemektir. Bunu doğrudan "Ey, Türkiye sen Doğu Akdeniz'e gelme. Orada senin tarlandaki serveti biz Batılılar çıkaracağız. Üstüne çökeceğiz." diye söyleyemediğinden Yunanistan vasıtası ile fiiliyata geçirmeye çalışıyor. Şöyle ki; Yunanistan çok uzun yıllardır adalarının da karasularını "BM Deniz Hukuku Sözleşmesine tam aykırı olarak" 12 mile çıkarmanın peşinde. Halbuki Uluslararası hukuka göre Ege gibi kapalı denizlerde adaların kıta sahanlıkları olmaz, iki komşu ülkenin toprak parçalarının tam ortasından geçen FIR hatları olur. Yani deniz hududu FIR hattıdır. Türkiye de onlarca yıldır Yunanistan'ın karasularını 12 mil olarak ifade etmesi halinde bu defacto durumu "Casus Belli" yani savaş sebebi sayacağını ve Yunanistan'a harp ilan edeceğini tüm dünyaya defalarca deklare etti. Çünkü Yunanistan'ın adalarının kara sularını 12 mile çıkarması durumunda Çeşme'den ya da Bodrum'dan ayağımızı denize dahi sokamayız. En önemlisi de Türk Donanması Marmara Denizi'ne hapsolur. Asla Ege'ye ve Akdeniz'e açılamaz. Türkiye böyle bir harp durumunda EGE Ordusu birlikleri ile adalara harekata, 1'inci Ordu birlikleri ile de Yunanistan ana karasına harbi taşımak durumundadır. Yunanistan'ın askerî gücünün Türk Ordusu (her ne kadar 750 binlerden 300 bine inmiş de olsa) karşısında dayanması mümkün değildir. (Zaten Girit'e konuşlanmış S-300'ler de Türkiye'ye karşı kullanılmak içindir.) Peki, 1'inci Ordu birlikleri nereden Yunanistan ana karasına taarruz edebilirler? Herhalde Romanya, Bulgaristan üzerinden dolaşarak Yunanistan ana karasına girecek halimiz yok. Tek bir "asli taarruz mihveri" vardır; o da İpsala - Dedeağaç asli taarruz mihveridir. ABD bunu bildiği için Dedeağaç'a üs kurarak, Yunanistan'ın 12 mili ilan etmesi durumunda Türkiye'nin yapacağı taaruzi bir harekatta Dedeağaç'ta "tıkama mevzii görevi" üstlenmiş olacaktır. Ayrıca Dedeağaç'ta kurduğu radar sistemi ile de İstanbul ve Çanakkale boğazları ile her türlü deniz seyrüseferini izleyecektir. Umarız büyük planı anlatabilmişizdir. Biz bu koşullarda bile yeni askerlik kanunu ile "asker sayımızı" indirme peşindeyiz. Bu çok vahim bir savunma zafiyeti yaratmaz mı? Adam dört bir tarafımızı çeviriyor daha ne yapsın. Allah aziz vatanımızı ve Büyük Türk Milletini korusun.

Tüm milletimizin mübarek Ramazan Bayramı kutlu olsun. Nice bayramlara.

 

 

Bu yazı toplam 639 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar