1. YAZARLAR

  2. Durmuş Çelen

  3. 11 Ekim 2020-KKTC seçimleri
Durmuş Çelen

Durmuş Çelen

EKOPOLİTİK
Yazarın Tüm Yazıları >

11 Ekim 2020-KKTC seçimleri

A+A-

Neden Tatar?

İlk tanıdığımda Show TV'de Genel Koordinatördü. İyi yetişmiş, millî, entelektüel kişiliğe sahip yurtseverdir.

Cambridge Üniversitesi'nden mezun olup, 1982-1986 yıllarında İngiltere'de PriceWaterhouse'da çalıştı. "Chartered Accountant" unvanını aldı.

ANNAN PLANI'NA GÜNEY KIBRIS RUM TARAFI %75 "HAYIR" DERKEN TÜRK TARAFI "%65"  EVET DEMİŞTİR.

AYNI HATAYI BİR DAHA YAPMA KKTC! BİR DAHA HATA YAPMA ŞANSIN KALMAZ.

16 yıl önce KKTC'de 2004'te Annan Planı oylaması öncesinde medyaya verilen ilanlarda,Annan Planı'nı destekleyen sivil toplum kuruluşları, sendikalar, meslek odaları, profesörler, onların KKTC'de "Go Home Rauf Denktaş" veya "Kahrolsun Derviş Eroğlu" diyen, "Yes be annem" diye hayal kuran, "Mevsimi geldi, baharda Avrupa" diye şarkı söyleyen işte bu emperyalizmin algılattığı, şaşırttığı uzantılarıydı.

İşte bunlara uyan lejyoner kalemşorlar halka şunları söylüyordu.

"Plana KKTC evet derse, Türkiye'nin AB üyeliği önündeki büyük bir engel kalkacak."

"Gsmh yirmibeş bin doları geçecek Rauf Denktaş KKTC'nin kalkınmasını istemiyor."

 Adeta Derviş Eroğlu ile birlikte hain ilan ediliyordu.

Yanıldılar. Çünkü Türkiye'nin Avrupa Birliği Üyeliği bir hesap meselesidir. Fayda-maliyet analizi gerektirir.

Türkiye'nin siyasi, tarihi, iktisadi, kültürel, toplumsal, dinsel açıdan Avrupa'yla arasındaki mesafenin yanında başka sorunlar da var tabii. Coğrafi Konumu Türkiye'yi içine alan bir AB, Suriye, Irak, İran, Ermenistan ile komşu olacaktır.

Ayrıca ülkeler nüfusu ile yönetimde temsil edilirler, şimdilik Almanya en kalabalık grup ile temsil edilse de Türkiye'nin şu anki demografik yapısı ile Avrupa Birliği'ne girmesi düşünülmezdi, imkânsızdı.

Annan Planı'nın üzerinden on altı yıl geçti. Kıbrıs konusu yine gündemde. Onaltı yıl önce dokuz bin sayfalık Annan Planı'nın içeriğini tamamen okumadan destekleyen Türkiye'nin eli günümüzde daha zayıf. On altı yıl önce Türk uzmanlar, BM'ye başvurarak kısa sürede dokuz bin sayfayı tercüme edip incelemenin olanaksız olduğunu belirtseler de, dinleyen olmamıştı. Ve Türkiye, içeriğini bilmediği metni kabul etmişti. Anlaşmazlık olan maddelerde de "Boşlukları Annan doldursun, ona güveniyoruz." demişlerdi.

Diplomatik çaresizlik değil, diplomasi ilminin ekarte edildiği bir dönemdi.

Diplomaside kural bir: Ödün verene daha çok yüklenilir, fazla ödün kopartılmak istenir.

Güney Kıbrıs Rum kesimi tüm adayı temsilen ve Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla Avrupa Birliği'ne katıldı.

"Herkesten bir adım önde olacağız" sözünün karşılığı Annan Planın'da en çok ödünü Türkiye verdi.

Talat, 2004'te Güney Kıbrıs'ta Annan Planı'na "evet" diyenlerle buluşurken de, İngiliz vatandaşı Nakşibendi şeyhi Nazım Kıbrısi'den destek alırken de kendine yakışmayanı yapmıştı çünkü bugünlerde günah çıkardıkları için karşı siyaset olmasın diye hatırlattım.

Kaldı ki Kıbrısi'de adanın güneyine geçip, EOKA lideri başpiskopos Makarios'un mezarına çiçek koymuştu. Annan Planı oylanmadan üç gün önce Rum papazlara da, "plana hayır demenin, şeytani olduğunu, evet demenin Allah'ın emri olduğunu" söylemişti.

İngiltere'ye yakınlığı ile bilinen Şeyh Nazım Kıbrısi'nin temasları, hem İngiliz stratejisinin hem Büyük Ortadoğu Projesi'nin kapsamındaydı. Talat ve destekçilerinin ABD'nin Afganistan işgallerini desteklerken, adaya 1959-1960 anlaşmalarına dayanarak Türkiye'nin garantör ülke olması sayesinde çıkan Türk ordusuna "işgalci" demesini bugün nasıl izah edecekler? Tarih not eder, devletin arşivleri göz yaşı tutmaz. Yaşadık mı yaşadık.

Devran döndü mü döndü. Cumhurbaşkanımız ve iktidarın lideri diyor ki Ersin Tatar doğrudur.

Doğru adım atıyor. Biz devletin bekasını konjonktüre göre değerlendirmeyiz. Dünün yanlışını ilmi söylerken doğrusunu da söyleriz.

İşte 2004'teki sebeplerin kimlere hizmet ettiği ve arkasındaki güçlerin kimler olduğu tecrübe ile sabitken bu sefer devlet diplomatik hata yapmamıştır.

Maraş bölgesini halka açarak Ersin Tatar'a güç vermiştir. Doğru iş yapmıştır.

DOĞU AKDENİZ-SOROS-MUSTAFA AKINCI

Doğu Akdeniz'de yıllar önce SOROS'un yöneticisi olduğu International Crisis Group tarafınca 28. Derece "sınırı" belirlendi. Bugün Doğu Akdeniz'de ortaklaşa iş meydana getiren 3 ülkeye bakıyoruz: Yunanistan-Mısır-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi... Herpsinde SOROS çok etkin. Hepsinde SOROS çok nüfuzlu ve Doğu Akdeniz'de SOROS'un yöneticisi olduğu NGO "sınır" çizerken SOROS'un etkin olduğu 3 ülke de birlikte hareket ediyor.

İşte KKTC Cumhurbaşkanı MUSTAFA AKINCI da bu 3 SOROS etkisindeki ülke içinde yerini almak ve şahsi siyasi ikbalini uzatmak için SOROS destekli STK'lar tarafınca destekleniyor ve Türkiye aleyhindeki çözüm önerilerini savunuyor, Türkiye'yi adada istemiyor. Sn. Mustafa Akıncı 2004'ün devamı olarak liberal kanadı tutuyor. Ancak bu dönem o dönem değil. O dönemin manifestosu 15 Temmuz itibariyle değiştirildi. Şimdi Ersin Tatar zamanı! Stratejik analiz bunu işaret ediyor.

 

 

 

Bu yazı toplam 3831 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar